طر قة علاج السحر. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Benzer belgeler
şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Abdulaziz b. Abdullah b. Baz

كيفية الوقاية من الع. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

تقلقه الوساوس اخلطرات و ر د أن شع ف صلاته. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

هل ي ص ي ب الرجل بالع زوجته جلميلة. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

حديث توسل آدم نليب وتفس : {وابتغوا يله الوسيلة} şeyh Muhammed Salih el-muneccid

MUSKA VE NAZARLIK TAKMANIN HÜKMÜ

ON EMİR الوصايا لعرش

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

حقيقة ا ل ع وطرق الوقاية منها وعلاجها. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Hâmile kadın için haccın hükmü

هل الا نبياء متساوون. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Kâfirleri, bayramlarında kutlamanın hükmü تهني ة نلصارى ف أعيادهم. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed b. Salih el-useymin

Ö zürsüz oruç tutmayan kimseye kaza gerekir mi? Muhammed b. Salih el-useymîn

Her elini uzatana (isteyene) zekât verilir mi?

مقاومة الغر زة جلنسية

Toplu halde duâ etmenin hükmü

فضل صالة الرتاويح اسم املؤلف حممد صالح املنجد

Kabirleri ziyaret etmenin, Fatiha sûresi okumanın ve kadınların kabirleri ziyaret etmelerinin hükmü

Kabir azabı kıyâmet kopuncaya kadar devam eder mi?

Borçlunun sadaka vermesinin hükmü

Kar veya yağmur sebebiyle Cuma namazını terk etmenin hükmü. Muhammed b. Salih el-useymîn. Terceme: Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

KÜFÜR (İNKÂR) VE ÇEŞİTLERİ ال فر وأنواعه. şeyh Muhammed Salih el-muneccid. Terceme: IslamQa koordinasyon: Sitesi Islamhouse

كيفية الصلاة والصوم ف بللاد ليت نهارها داي م أو للها داي م

SELÂMIN ŞEKLİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

أخوف آية ف القرآن العظيم. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Başörtüsünün üzerini mesh etmede aranan şartlar. Muhammed Salih el-muneccid

ORUCA BAŞLAMADA ASTRONOMİK HESABA MI GÜVENİLMELİ YOKSA HİLALİ GÖRMEK Mİ GEREKİR? İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi

مل اعتقاد أهل السنة ف القضاء والقدر. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğum gününün müslümanlar için önemi

Şiddetli soğuk günlerde cünüplükten arınmak için teyemmüm almanın hükmü. Abdulaziz b. Abdullah b. Baz

Muhammed Salih el-muneccid

الصيام برؤية واحدة اسم املؤلف حممد بن صالح العثيمني

Altı aylık iken anne karnından düşen ceninin cenaze namazını kılmanın hükmü

Arafat'ta vakfenin vakti

Muhammed Salih el-muneccid

Ehl-i Sünnet ve l-cemaat in akîde ve diğer dîni konulardaki esasları

İNSANLARA İLİM ÖĞRETMENİN VE ONLARI İYİLİĞE DÂVET ETMENİN FAZÎLETİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

İHLAS VE NİYET. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

Yasin sûresini okuduktan sonra duâ etmek için toplanmanın hükmü. Abdulaziz b. Baz

هل ي م ن حبس الشخص عن زوجته بالس حر. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

MÜSLÜMANLAR İÇİN. Muhammed Salih el-muneccid. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ümmü Nebil

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- nurdan mı yaratılmıştır? İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi

Abdestte başı mesh etmenin şekli

ما هو الفرق ب عرش ا ل ر ب و رسيه. şeyh Muhammed b. Salih el-useymin الشيخ مد بن صالح العثيم

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu an hayatta ve yeryüzünde hazır mıdır? Abdulkerim el-hudayr

ح م الاستمناء و يفية علاجه. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Muhammed Salih el-muneccid

Terceme : Muhammed Şahin

لا حرج من قضاء رمضان ا صف ا اk من شعبان

DİLİN TEHLİKESİ. Râşid b. Hüseyin el-abdulkerim. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

Bid'at münasebetlerde verilen ödüllerin hükmü

شاب يعا من الشهوة ف يقظته واحتلامه شقيقته ف منامه! şeyh Muhammed Salih el-muneccid

Ramazan'ın gündüzünde oruç tutmayanlara ve kâfirlere yemek satmanın hükmü

Terceme : Muhammed Şahin. Mevlid-i Nebevî'yi kutlamayı müstehap olarak görenlere reddiye. Muhammed Salih el-muneccid. Tetkik : Ali Rıza Şahin

Kadir gecesi, her yıl belirli bir gece ile sâbit midir?

Münker ve Nekir'in vasfı konusundaki sahih hadisler

ح م تهني ة غ ملسلم ف مناسبات غ دينية. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

şeyh Muhammed Salih el-muneccid

TEVBENİN GEREKLİLİĞİ VE FAZÎLETİ

ŞABAN'IN 30. GECESİ HİLAL GÖRÜLMEDİĞİ ZAMAN (NE YAPILIR?)

Kadının abdestte başörtüsünün üzerini mesh etmesinin hükmü. Muhammed b. Salih el-useymîn

DUALAR DUANIN ÖNEMİ Dua

Tuvâlet ihtiyacını giderirken önünü veya arkasını kıbleye dönmenin hükmü nedir?

İki secde arasında otururken ellerin durumu nasıl olmalıdır?

Havanın soğuk olması sebebiyle namazları birleştirmenin hükmü

TEVBE ETMİŞ BİRİSİNİN KISSASI

İsimleri okumaya başlarken- و ب س ي د ن ا - eklenmesi ve sonunda ع ن ه ر ض ي okunması en doğrusu.

TÂĞUT KELİMESİNİN ANLAMI

Abdestte başın bir kısmını mesh etmek yeterli midir? Muhammed b. Salih el-useymîn

Cidde'de yaşayan ve hac için Mekke'den ihrama giren kimsenin hükmü. Muhammed Salih el-useymîn

Zilhicce ayının günlerinde getirilen mutlak ve mukayyed tekbir ا كب ا طلق وا قيد أيام ذي ا جة. Abdulaziz b. Abdullah b. Baz

Haccı mı edâ etmesi yoksa oğlunu mu evlendirmesi gerekir?

KUR AN HARFLERİNİN MAHREÇLERİ (ÇIKIŞ YERLERİ)

Terceme : Muhammed Şahin

Değerli Kardeşim, Kur an ve Sünnet İslam dininin iki temel kaynağıdır. Rabbimiz in buyruklarını ve Efendimiz (s.a.v.) in mübarek sünnetini bilmek tüm

İNSANLARIN RAMAZAN HİLÂLİNİ GÖRMELERİ GEREKİR Mİ?

KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK

DOMUZ ETİNİN HARAM KILINMASININ HİKMETİ

Altın takmanın erkeklere haram kılınmasındaki hikmet nedir?

Hazırlayan: Heyet. Terceme : Muhammed Şahin Tetkik : Ali Rıza Şahin

KUR AN-I KERİM II Yrd. Doç. Dr. Remzi ATEŞYÜREK

MEYMÛNE KABRİSTANI İÇİN MEŞRÛ ZİYÂRET. Hazırlayan: Heyet. Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin

5. Ünite 1, sayfa 17, son satır

Abdest alırken kep ve şapka veya kufiyenin üzerini mesh etmenin hükmü. Muhammed Salih el-muneccid

NEVÂKIDU L-İSLÂM METNİ VE TERCÜMESİ

İNSAN ALLAHIN HALİFESİ Mİ? (HALEF- SELEF OLAYI) Allah Teâlâ şöyle buyurur:

Orucun fazîleti hakkında Selmân'ın rivâyet ettiği zayıf hadis. İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi

Orucun hükmü ve hikmeti nedir? ما حكم الصيام وحكمته. Abdurrahman b. Nâsır es-sa'dî

الا سماء ملحرمة املكروهة. şeyh Muhammed Salih el-muneccid

HİRA DAĞI. Hazırlayan: Heyet. Terceme: Muhammed Şahin Tetkik: Ali Rıza Şahin

İmam Tirmizi nin. Sıfatlar Hususundaki Mezhebi

Abdullah b. Abdurrahman el-cibrîn

Transkript:

BÜYÜNÜN (SİHİRİN) TEDÂVİ EDİLME YOLU طر قة علاج السحر ] ريك - Turkish [ Türkçe - şeyh Muhammed Salih el-muneccid الشيخ مد صالح املنجد Terceme: IslamQa koordinasyon: Sitesi Islamhouse رمجة: موقع الا سلام سو ال وجواب تنسيق: موقع IslamHouse.com 2013-1434

BÜYÜNÜN (SİHİRİN) TEDÂVİ EDİLME YOLU Büyü (sihir) nasıl tedâvi edilmelidir? Hamd, yalnızca Allah'adır. Kendisine büyü yapılan kimse, büyüyü başka bir büyü ile tedâvi edemez. Çünkü şer, şer ile izâle edilmez (ortadan kaldırılmaz). Küfür de başka bir küfür ile izâle edilmez. Şer, ancak hayır ile izâle edilir. Bunun içindir ki Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e "Nuşra" (büyüyü,başka bir büyü ile çözme) hakkında sorulduğunda o şöyle buyurulmuştur: ن «] رواه أبو داود أمحد [ م ن» م ل ل ش ي ط ا "O (nuşra), şeytanın amelindendir. (yani câhiliye halkının tedâvide kullandıkları ve fayda verdiğine inandıkları şeydir)." (Ebu Dâvud ve Ahmed). Hadiste zikredilen nuşra; kendisine büyü yapılmış kimseden o büyüyü başka bir büyü ile çözmek demektir. Büyü, Kur'an-ı Kerim âyetleri, mübah olan ilaçlar ve helal olan rukyelerle çözülecek olursa,bunda herhangi bir sakınca yoktur.büyünün başka bir büyü ile çözülmesine gelince, -yukarıda da geçtiği gibi- bu asla câiz değildir. Çünkü büyü, şeytanlara ibâdet etmektir. Büyücü (sihirbaz), şeytanlara ibâdet edip onlara hizmet ettikten ve onların istediklerini onlara kurban ettikten sonra büyü yapabilir ve büyüyü öğrenebilir. Bu gerçekleştikten sonra artık şeytanlar büyünün olması için birtakım şeyleri ona öğretirler. Fakat kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine Kur'an okumakta, câiz olan şeytanın şerrinden korunma yolları ve mübah olan ilaçları kullanmak sûretiyle tedâvi olmasında -Allah'a hamdolsun- dînen herhangi bir sakınca yoktur. Bir hastanın doktorlara giderek herhangi bir hastalıktan iyileşmek için tedâvi olması gibi. Hastanın iyileşmesi şart değildir.çünkü her hastanın,hastalıktan mutlaka şifâ bulması gerekir diye bir şart yoktur. Hasta belki eceli 2

الله gelmediği için tedâvi olduktan sonra o hastalıktan iyileşebilir. Belki de iyileşmeyip yakalandığı o hastalık sebebiyle ölebilir. Bir hasta, en uzman ve en bilgili bir doktora gösterilse bile, eceli ne zaman gelirse, o ilaç kendisine fayda vermeyecektir. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ((ولن يو خر االله ن ف س ا إذا جاء أجلها)) ] سورة ملنافقون الا ية: [ ١١ "Allah, eceli geldiğinde hiç kimseye ölümünü erteletmez.allah, (hayır olsun, şer olsun, bütün) yaptıklarınızdan haberdârdır." (Münâfikûn Sûresi:11). Tıp ve tedâvi, ancak ecel gelmediği zaman ve Allah Teâlâ kuluna şifâ takdir ettiği zaman fayda verir. Aynı şekilde kendisine büyü yapılan bu kimseye, Allah Teâlâ, belki şifâ takdir etmiş olabilir, belki de onu imtihan etmek ve sınamak için şifâ takdir etmemiş olabilir. Belki Allah Teâlâ'dan başka hiç kimsenin bilmediği başka sebeplerden dolayı olabilir. Belki de yanında tedâvi olduğu kimsede kendisi için uygun ilaç olmayabilir. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sahih olarak haber verildiğine göre o şöyle buyurmuştur: و ج ل «] رواه مسلم [ ب د ا ء د و ا ء ف ا ذ ا أ د و ا ء ل ا ء ب ر أ ا ا ي ب ذ ن ا ع» ح "Her hastalığın (helâl olan) bir ilacı vardır.bu sebeple ilaç, hastalığa isâbet ederse, (ilaç o hastalığa iyi gelirse), Allah -azze ve celle-'nin izniyle iyileşir." (Müslim). Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- başka bir hadiste şöyle buyurmuştur: ] رواه بلخاري [ ج ه ل ه «ن و ج ه ل ه م ع ل م ه م ن ش ف ا ء ع ل م ه ن ز ل» م ا أ ا الله ن ز ل د ا ء إ أ "Allah, hiçbir hastalık indirmemiştir (yaratmamıştır) ki o hastalığın (helâl olan) şifâsını (ilacını) da indirmiş (yaratmış) olmasın. Bunu bilen bilir, bilmeyen de bilmez." (Buhârî). Büyünün şer'î tedâvi yollarından birisi de, Kur'an okumakla tedâvi edilmesidir. Bu sebeple kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine Kur'an-ı Kerim'in en büyük sûresi olan Fâtiha Sûresi tekrar tekrar okunmalıdır. Her şeyin Allah Teâlâ'nın kaza ve kaderiyle olduğunu bilen, her şeyi çekip-çevirenin Allah Teâlâ olduğuna ve 3 ل

Allah Teâlâ bir şeye ol dediği zaman o şeyin hemen oluvereceğine inanan salih bir mü'min, Fâtiha sûresini hastanın üzerine okursa, bu okuma da îmân, takvâ ve ihlas ile olur ve hastanın üzerine tekrar tekrar okunursa, belki hastalık ortadan kalkar ve Allah Teâlâ'nın izniyle hasta şifâ bulabilir. Nitekim sahâden bazı kimseler, bir kabilenin yanından geçerlerken kabilenin reisini yılan sokmuştu. Onu tedâvi etmek için bütün yolları denemişler, fakat hiçbir sonuç alamamışlardı. Bunun üzerine sahâbeden bazı kimselere: - İçinizde rukye yapan var mı? diye sordular. Onlardan bazıları: Evet var, dediler.ardından sahâbeden birisi kabile reisinin üzerine Fâtiha sûresini okudu.kabile reisi, üzerine okunur okunmaz sanki hiçbir şey olmamış gibi derhal ayağa kalktı ve Allah Teâlâ yılanın sokmasının şerrinden onu sağlığına kavuşturdu. (Bu durum Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber verildiği zaman) Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: ك «] رواه أبو داود [ ت ن 4 ر ق ا م ع» ا ع ر ض و ا م س ل ل ر م ا ل لا ب ب ا "Rukyenizi bana arzedin (ona bakayım). İçerisinde şirk olmadıkça rukye yapmakta bir sakınca yoktur." (Müslim). Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-hem rükye yapmış, hem de kendisine rukye yaptırmıştır. Bu sebeple rukyede birçok hayırlar ve büyük faydalar vardır. Bunun için kendisine büyü yapılan kimsenin üzerine, Fâtiha sûresi, Âyete'l-Kürsî, İhlas, Felâk ve Nas sûreleri okunursa veya başka âyetlerle birlikte Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen şu güzel duâlar okunduğu takdirde şifâ bulabilir: ر د إ ذ ه ب ب ل ا و ا ش ف أ ن ت ا ل ش ل ف لا ش ف ا ء ش ف ا ؤ ك. ش ف ا ء لا غ ا س أ ل ا س ر ب» ا ل ل ه م س ق م ا» ] رواه أبو داود وابن ماجه أمحد احلا م [ "Ey insanların Rabbi! Bu hastalığı gider. Şifâ ver. Ancak sen şifâ verirsin. Senin şifandan başka bizim için hâsıl olacak şifâ yoktur.

Hiçbir hastalık bırakmayan bir şifâ ihsan buyur." (Ebu Dâvud; hadis no: 3883. İbn-i Mâce; hadis no: 3530). Bu duâyı üç defa veya daha fazla tekrar eder. Yine bu duâ gibi, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen hadiste Cebrail -aleyhisselâm- ona şu duâ ile rukye yapmıştı: ء الله ك ر ق ي ك م ن ش ك و م ن ف أ و ح ا س د ا ش ف ي و ذ ي ي «ا الله أ س ك «] رواه محد وابن ماجه [ ا الله أ ر ق ي "Allah ın adıyla başlarım. Sana eziyet veren her şeyden, her türlü kötü nefisten ve haset eden her gözden senin üzerine okurum.allah sana şifâ versin.allah ın adıyla senin üzerine okurum." (Ahmed ve Ebu Dâvud). Bu duâyı da üç defa tekrar eder.bu büyük bir rükye olup Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den geldiği sâbittir.bu duâ, kendisini yılan sokan veya kendisine büyü yapılan veyahut da herhangi bir hastalığa yakalanmış hasta kimsesin üzerine okunabilir. Hastanın, kendisine büyü yapılan kimsenin ve kendisini yılan sokan kimsenin, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den nakledilmemiş olsa bile, içerisinde dînen sakıncalı herhangi bir şey yoksa, -Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu emri gereğigüzel duâlarla duâ etmesinde bir sakınca yoktur. ك «] رواه أبو داود [ س ل ل ر م ا ل م ت ن» لا ب ب ا " İçerisinde şirk olmadıkça rukye yapmakta bir sakınca yoktur." (Müslim). Hasta, kendisine büyü yapılan kimse veya başka kimseler, rukye yapılmadan ve insanın çabasına başvurulmadan da şifâ bulabilirler. Çünkü Allah Teâlâ'nın her şeye gücü yeter ve her şeyde O'nun kesin delili vardır. Nitekim Allah Teâlâ Kitabı Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur: ((إنما أمره إذا أراد ش ي ي ا أن يقول ل ن فيكون)) ] سورة س الا ية: [ ٨٢ "O'nun işi, bir şeyi yaratmak istediği zaman ona 'ol' demekten ibârettir. O da hemen oluverir." (Yasin Sûresi: 82). 5

Bundan dolayı Allah Teâlâ'ya hamd olsun ve hakkında hüküm verdiği ve takdir ettiği her şeye şükürler olsun. Her şeyde Allah - azze ve celle-'nin kesin delili vardır. Belki hasta eceli tamamlanmış ve bu hastalık sebebiyle kendisi hakkında ölüm takdir edilmiş olduğundan dolayı şifâ bulamayabilir. Yine, rukyede kullanılan yollardan birisi de suyun içine büyü ile ilgili âyetlerin okunmasıdır. A'raf sûresinde büyü ile ilgili âyetler şunlardır: ((وأوحينا ىل وىس أن ألق عصاك فا ذا تلقف ما يا فكون فوقع حلق و طل ما كنوا يعملون فغلبوا هنالك وانقلبوا صاغر ن)) ] سورة الا عراف الا يات: ١١٧-١١٩ [ "Biz Mûsâ ya (elindeki) asanı (yere) at! diye vahyettik. Asasını (yere) atınca, bir de baktılar ki bu asa, onların (doğru gösterdikleri aslında bâtıl olan) uydurdukları şeyi yakalayıp yutuyor. Böylelikle (Mûsâ nın Allah ın elçisi olduğu) gerçeği ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şey boşa gitmiş oldu.sihirbazlar orada (toplandıkları yerde) mağlup oldular. Firavun ve kavmi oradan mağlup ve zelîl olarak geri döndüler." (A'raf Sûresi: 117-119). Yunus sûresinde büyü ile ilgili âyetler şunlardır: ((وقال فرعون اي تو ب ل ساحر عليم)) ىل وهل جل وعلا: ((و ق االله حلق ب لماته ولو كره ملجرمون)) ] سورة يو س الا يات: ٧٩-٨٢ [ "Firavun: Bilgili bütün sihirbâzları bana getirin, dedi. Sihirbâzlar gelince, Musâ onlara: Atacağınızı (iplerinizi ve sopalarınızı yere) atın, dedi. Onlar (iplerini ve sopalarını yere) atınca, Musa (onlara): Sizin getirdiğiniz şey, sihirdir. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah, (yeryüzünde) bozgunculuk yapanların işini asla düzeltmez, dedi. Allah, günahkârların hoşuna gitmese de sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır." (Yunus Sûresi: 79-82). Tâhâ sûresinde büyü ile ilgili âyetler şunlardır: ((يا وىس إما أن ليق و ما أن ن ون أول من لىق...)) ىل وهل سبحانه: ((ولا يفلح الساحر حيث ىت)) ] سورة طه الا يات: ٦٥-٦٩ [ 6

"(Sihirbazlar) dediler ki: Ey Musâ! Ya sen önce (asanı) at,ya da biz (yanımızdakileri) önce atanlar olalım. (Musâ onlara): Bilakis, siz önce atın, dedi. (Sihirbazlar iplerini ve sopalarını yere atınca) büyülerinin kuvveti sebebiyle, bir de baktı ki ipleri ve sopaları kendisine koşan (yılanlar) gibi görünüyor. Musâ birden içinde bir korku hissetti. (Musâ ya): Korkma, (sihirbazlara, Firavun ve askerlerine) üstün gelecek olan muhakkak ki sensin, dedik. Sağ elindeki at da onların ipleri ve sopalarını yutsun. (Senin önünde) yaptıkları sadece sihirbaz hilesidir. Sihirbaz nereye varsa, (sihriyle) iflâh olmaz." (Tâhâ Sûresi: 65-69). Büyü ile ilgili bu âyetler, Allah Teâlâ'nın büyünün tedâvi edilmesinde fayda verdiği sebeplerdendir. Bir kimse, bu âyetlerle birlikte Fâtiha sûresini, Âyete'l-Kürsî'yi, İhlas, Felak ve Nas sûrelerini suyun içine okur, sonra da o suyu kendisine büyü yapıldığı veya (büyü ile) eşine yaklaşmasına engel olunduğu sanılan kimsenin üzerine dökerse, Allah Teâlâ'nın izniyle o kimse şifâ bulur. Eğer (bu saydığımız âyet ve sûreleri okumanın yanında) o suyun içine 7 tane Sedir ağacının yaş yaprağını öğüterek koyarsa, daha uygun olur. Nitekim değerli âlim Abdurrahman b. Hasan -Allah ona rahmet etsin- "Fethu'l-Mecîd" adlı kitabının "Nuşra Hakkında Gelen" bölümünde bazı âlimlerden böyle şeyler geldiğini zikretmiştir. İhlas, Felak ve Nas sûrelerini üç defa tekrarlamak, müstehaptır. Bütün bu anlatılan şeylerden kasıt; bu ve benzerî ilaçların, bu belânın yani büyünün tedâvisinde kullanılan sebeplerden olmasıdır.yine, (büyü sebebiyle) eşine yaklaşamayan kimse de bu ilaçlarla tedâvi edilebilir. Nitekim bunu pek kimse denemiş ve Allah Teâlâ bu yolla fayda vermiştir. Hastanın üzerine sadece Fâtiha sûresi okumakla da hasta şifâ bulabilir. Yine, sadece İhlas, Felak ve Nas sûrelerini okumakla da hasta şifâ bulabilir. En önemlisi, tedâvi edilen kimse ile tedâvi eden kimsenin (yani okuyan kimse ile üzerine okunan kimsenin) samimî bir îmâna sahip olmaları, Allah Teâlâ'ya güvenmeleri ve her şeyi çekip çevirenin Allah Teâlâ olduğunu, O bir şeyi ne zaman dilerse, onun hemen 7

olacağını, dilemediği zaman da o şeyin olmayacağını bilmeleri gerekir. Dolayısıyla her şey, O'nun elindedir. Allah Teâlâ bir şeyi dilerse, o şey hemen olur. Dilemezse, o şey olmaz.okuyan kimse ile üzerine okunan kimsede, Allah Teâlâ'ya îmân ve ihlas olursa, hastalık, Allah Teâlâ'nın izniyle süratle ortadan kalkar, maddî ve mânevî ilaçlar fayda verebilir. Allah Teâlâ'dan hepimizi kendisini hoşnut eden amellerde muvaffak kılmasını dileriz. Zirâ O, duâları işiten ve duâları kabul etmeye yakın olandır. 8